11 Ağustos 2017 Cuma

İKİ ATEŞ





 Aslında sadece huzur istiyorum. Tüm ihtiraslarınız, nefretleriniz, kinleriniz, kirli elleriniz, çirkin aşklarınız, göstermelik sevgileriniz, sahte dostluklarınız,  intikamlarınız sizin olsun.

 Hayatım hep iki ateş ortasında geçti. Her zaman. Her Allah'ın günü kavgalarla, sıkıntılarla, hırlarla, gürlerle, patırtılarla yaşadım. Hep problemler gördüm, hep çözmeye çalıştım. Artık o kadar çok bitkinim ki bütün bu harpler yüzünden, nefes alırken içime aksilik çekiyormuşum gibi hissediyorum.

  Bağırış çağırış değil sessizlik istiyorum. Kavga değil barış istiyorum. Kalabalık değil yalnızlık istiyorum. Engeller yüzünden her yanımın kan revan içinde kaldığı yollar değil çiçekli yollar istiyorum.

Yoruldum...




Huzura ihtiyacım var, ömrümce hep huzur istedim. Bana huzur veren her şey kutsal oldu benim için. Bir şehir, bir insan, bir kitap, bir söz, bir hayvan, bir ses, bir koku, bir dokunuş, bir bakış, bir şarkı ve daha bana huzur verebilen bir çok şey benim kutsalım olmuştur.

Bana huzur vermeyen şeylerden ise hep kaçıyorum. Bir korkak gibi. Ne beni rahatsız ediyorsa uzaklaşıyorum, bunu yapmak bana huzur verdiği için uzaklıklar da benim için kutsal zenginlikler oluyor.

           Fazla bağırdım, ses tellerim yırtılmak üzere. Bağırdığım kimseden özür de dilemiyorum, hepiniz hakettiniz. Fazla sorun çözdüm, beynim artık almıyor. Bana çözüm lazım.

      "Beni rahat bırakın." diye hıçkırmak istiyorum. Bunu kime desem sorun çıkacağını bildiğim için susuyorum. Sustukça bağırıyorum. Bağırdıkça yıpranıyorum.

           Bana biraz yeşil verin, biraz mavi, biraz huzur. Yine mutlu olmazsam işte o zaman bana huysuz diyin. Kabulümdür...

          Ama istediğiniz zaman dengesiz diyebilirsiniz. Çünkü hiç dengeli olmadım. Olamadım...

KüçükHanım




3 yorum: