4 Ağustos 2017 Cuma

Bir Selam Bir Kaç Hikaye



Öncelikle selamlar. Aslında daha serseri bir giriş yapmayı isterdim ama henüz zoka.gumda yeniyim ve Zoka aşırı takıntılıdır. Buraya 'hay biçız' diye bir giriş yaparsam beni hayatından aforoz edebilir. Edebimle başlıyorum efendim. Merhabalar ben blogda KüçükHanım takma adıyla yazacağım. 👋

Hayatınızda en çok kimi üzdünüz? Ben cevap vereyim kendimi. En çok kendimi. Evet, hayatımdaki sevdiğim her insanı öyle yada böyle çok üzmüşümdür. Ama onları üzdüğüm kadar hatta en az onları üzdüğüm kadar çok üzüldüm. Eski bir yazımda da yazdığım gibi '
Kendi ruhumu kanatmayı severim. Sürekli beni üzen şeyleri düşünmeyi, konuşmayı  ya da beni üzen şarkıları dinlemeyi severim.' Şu hayatta hayatın gerçekleriyle yüzleştirip ağlattığım kim varsa en az 4 katı kadar kendime ağır konuşup  incittiğimi bilmelerini isterim. Eğer bunları yapmazsam üzdüğüm kişilere haksızlık yapmışım gibi hissederim çünkü.





Geçenlerde sevdiğim bir kız arkadaşım eski sevgilisiyle yeniden konuştuğunu bana korkarak söyledi. Ona kızacağımı, üzeceğimi düşündü. Aslında yapacaktım. Anasından emdiği sütü burnundan getirecektim ama 'içinden nasıl geliyorsa öyle davran' dedim. Çünkü en son ona gerçekleri açtığımda hıçkırarak ağladığını tesadüfen görmüştüm. Bende geri çekilmeye karar verdim. Herkes benim gibi acıyla, kötü duygularla beslenmek zorunda değildi. Kimisi bazen eski inanılırlığını asla kazanamayacak olduğunu bilmesine rağmen yinede inanmak ister. Eğer birisi bunu yapmak istiyorsa kendinizi paralasanızda fayda vermez. Bende kendimi paralamamaya karar verdim. Sevdiğim insanları canını yakarak korumak bana hala çok asil ve dürüst geliyor ama madem onlar canını yakmayan düşünceler istiyor, bende onlara istediklerini veririm.

Hem kim bilir belkide onlar bu şekilde benden daha mutlu yaşarlar.





Kendimi sürekli kırdığımdan mıdır bilinmez, ağlama özürlüsü oldum çıktım. Çok ciddiyim. Çok üzücü bir şey bile yaşasam hüzünden tüm vücudum kaskatı kesiliyor ama yine de ağlayamıyorum. Bu iyi bir şey diye düşünen sulugöz arkadaşlar görüyorum. Efendim, hiç iyi bir şey değil. Aslında içim sökülerek, ortalığı dağıtarak, delirerek ağlayacak kadar güçsüz kalabilmeye cesaretim olsa, uslu uslu acımı yaşar otururdum. Şimdi dışarıya vuramadığım için kemiklerime  ağrılar giriyor. Hayır abi ya, benim kafama güçlü kadınlar ağlamaz fikrini kim soktuysa ona hakkımı helal etmiyorum. Bacım naptın, tüm hayatım kemik ağrılarıyla mı geçecek? Bıraksaydın da tek başımayken en azından zırlayabilseydim.

Zor kız harbiden zor. Güçlü durmaya özenmeyin. Sulugöz insanlar adamdır.

Peki ben anamın karnından ağlamadan burnum havada mı çıktım? Hayır. Aksine çocukluğumda çok duygusal bir kişiliktim ve beni birisi üzdüğü an hemen titreyerek ağlamaya başlardım. Ciddiyim baya titrerdim hatta nefesim kesilirdi de millet korkardı kızın başına bir şey gelecek diye. 

E tabi güvensiz insanoğlu, küçük bir kızın bile yalandan ağlayıp onları kandırmaya çalıştığını düşünecek kadar çirkindi. Evet bu düşünce çok çirkin.

Bana bu yakıştırmayı hayatımda ki hemen herkes yaptı. Umursamadım. Ta ki hayatımda en çok sevdiğim adam olan babam bir gün bana bunu ima edinceye kadar. O bana bunu ima ettiğinde küçük değildim ama büyük de değildim. Çok kırıldığımı ve odama gidip ağlayarak Allah'a dua ettiğimi hatırlıyorum. "Allah'ım nolur bir daha etrafımda başkaları varken ağlamayayım." 

Gerçekten duam kabul oldu o günden sonra sadece yalnızken ağladım. Herkes benim duygusuz bir gudubet olduğumu düşünmeye başladı. Ey her boku eleştiren insanoğlu, ağlasak suç ağlamasak suç. Al canımızı da kurtar bizi bu dertten. 

Bu karmaşayı da yaşadıktan sonra artık söylenen hiç bir şeye kulak asmamayı öğrendim. Çünkü herkesin seni sokmaya çalıştığı bir kalıp mutlaka oluyor. Sen ise kendi istediğin kalıpta ancak güzel durabilirsin.

Tabi ben kalıbımın ciddi anlamda gudubetlik olduğunu artık farkettim çünkü başkalarının yanında ağlamamaya başladıktan bir süre sonra tek başıma bile ağlayamaz oldum.

Meğer ben omzuna kendi yaşları hariç herkesin yaşlarını barındırabilecek, gücünün esiri olan biri olmak için doğmuşum ve yaşadığım her şey aslında beni bu esirliğe hazırlıyormuş.

Güçsüz kalın. Mutlu olun.
İstediğiniz gibi mutlu olun. Ama acı çekmekten kaçmayın çünkü acıyı ne kadar ertelerseniz o kadar büyük zararlar görürsünüz. 

Saygılar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder