15 Nisan 2017 Cumartesi

-6 KASIM-



Merhabalar çiçek gönderen arkadaşım,

6 Kasım en anlamsız doğum günlerimden biriydi. Bir önceki sene patlatılan konfetilerin arabalarla gelen sevgi selinin yanında hiçlikti. Pastamı kendimin aldığı 00.00 itibari ile anlamsızlığın başladığı o gün gelen en güzel şeydi sanırım çiçekler. Tüm dostlarım en az bir kez çiçeği ben gönderdim dedi. Buda haliyle inanılacak bir şakaydı çünkü notta hiç bir isim yada bir nükte yoktu. Sonrasında  notu sorduğumda hepsi başka şeyler söyleyince anladım ki onlar da değil. En ufak bir sevgili düşüncesi barındıran ve flört etmek isteyen arkadaşlar çiçeği paylaştığım anda sayfalar dolusu mesaj attıp beni yerden yere vurdu. Oysa bana gelen isimsiz bir çiçeğe sevinmiştim bu kadardı.  Bir ay bekledim. Çünkü insanoğlu beklentisiz bir şey yapmazdı muhakkak biri bir beklenti ile göndermişti ve er yada geç çıkacak dedim. Aylar geçti. Kimse çıkmadı ortaya ve bu beni öyle mutlu etti ki. Biri hiç bir beklentisi olmadan sırf siz gülün diye sizin için bir şey yapıyor. Bu muazzam bir şey.  Ve bazen çevresinde insan böyle insanlar arıyor içini dökmek için.  Bulamayınca bir parça içine kapanıyor. İyi niyetinden öperim. Kimlerin dostuysan kimlerin yanındaysan biliyorum ki oralar hep gül bahçesi.

15 Mart 2017 Çarşamba

yaşlanmak


Keşke hissedebilsen sensiz yaşlanmak nasıl birşey. Keşke sana bunu hissettirebilsem. Aynanın karşısına geçtiğimde kaz ayaklarıma bakarken tek düşündüğüm şey senin yüzündekiler. Yaşlandığımı göremediğin için üzülüyormusun ? En güzel evrelerimde yanımda yoksun bunun için üzülüyormusun ? Mesela tebessüm çizgim senelerle eşit şekilde derinleşiyor. Peki sen hala o kadar güzel gülebiliyormusun ? Biliyormusun kimseye belli etmeden seni merak etmeyi nasıl başardığımı ? Biliyorum. Bilmediğini. Bugünümünde nasıl geçtiğini bilememek biraz olsun seni üzmüyor mu ? Nasıl becerebiliyorsun beni merak etmemeyi. Gün geçtikçe beyazlıyorum mesela. Kaş ortamdaki çizgiler daha belirgin oluyor artık sinirlendiğimde.. Adeta tanrı oraya onları kalemle çizmiş gibi. Bunu görememek nasıl hissettiriyor. Bir zaman nefes olduğun kadının yaşlandığını görememek. Benim vücudumda elektriklenme oluyor. Tahammül edilmesi zor bir acı ama tutup şimdi bağırsan, ağlasan herkes acını küçümseyecek. Oysa sen çok büyüksün bende. Kimsenin senin acını küçümsemesine izin veremem. Gizli çekiyorum bu acıyı, ışıklar sönünce. İlk vedadan sonra güzel olduğumu söyledikleri her gün acaba senin beni gördüğünde ne düşüneceğini merak ettim. Sen ne düşünürdün sarı elbisem için ? Beğenirmiydin. Yeşil rengimi tercih ederdin. Artık önemli değil. Siyah benim rengim. Sonraları balkonlardaki çiftlere özenirdim. Seninle şöyle olamadık diye düşünürdüm. Ne eksikti ki? Ben hazırdım eksikleri tamamlamaya. Şimdi sen bindin bir trene giderken bana el salladın. Bense sana söyleyemediklerimi buraya bıraktım. Aklımdaki tek şey Senin nasıl yaşlandığını görememek beni öldürüyor.  

10 Şubat 2017 Cuma

Sevgili; sana mektup



Gecenin bir yarısı, gündüz ortası.. Zamanlama hiç etki etmiyor. Bir an bir müzik bir fotoğraf karesi.. Ben ölüyorum ama anılar yaşıyor. Anılar ölümsüz dostum. Bir kere sana ihanet etmedim. Bir kere yalanda konuşmadım. Kalbini kırmak yerine kalbimi iki elimle sıkıştırmaya razıydım. Perdesizdik. Başka bir kelime yok bizi tasvir eden. Sen ben, ben sen idim. 'En azından bence' Çoğu insanla konuşurken perde varmış gibi hissediyorum arada. Sözlerim asla ulaşmak istedikleri noktalara ulaşamamış gibi.. Onları suçlamıyorum, kendimi de.. Zamanında öyle kucaklanarak karşıladık ki birbirimizi en ufak samimiyetsizlikleri hisseder olduk. Doğum günümden bugüne yazdığın mektubu hala okumadım. Çünkü o mektupta bana ne kadar güvendiğin yazılı idi. Bir kere okudum ve mutluluktan ağladım. Öyle kalsın istedim anılarımız. Yapılmaması gereken ne var ise hepsini yaptın.  Mektup herhangi bir gerçekliği ifade etmediği için kaldırdım.

Aslında;
 Çok iyi insanlar var hayatımda mesela Emrah, her şeyimi anlıyor. Beni üzenlere benden fazla sinirleniyor. Öyle zeki ki konuştuğu her kelimeyi not etmek istiyorum bazen. Hani ritim önemlidir ya insanlarla dost olmak için Emrah ile o ritmimiz hep tutuyor. Her birbirimizi aradığımızda en az iki saat konuşuyoruz. En az iki saat. Öyle güzel analiz yapıyor ki bazen kendimi yanında salak gibi hissediyorum. Esprilerine en az seninkiler kadar gülüyorum. Hele bir sözü var ki sıklıkla bana hatırlatmasını seviyorum; -Biz yaktığımız limanın karşına geçip izlemişiz be zoka. Bize daha da birşey olmaz.- Allah biliyor Emrahı seviyor ve güveniyorum.
Ama yinede seni anımsıyorum. Neden bunu yaptığını düşünüyorum. Biliyor musun, ben senin yerinde olsam böyle yapmazdım diyorum.
Velhasıl her zaman olması gerekenin olduğuna inanırım. Demekki diyorum, dünyada birbirine muhtaç iki insanın da birbiriyle çarpışıp yola devam etmesi ancak bu kadar sürecekmiş. Zaten böyle güzel şeyler de pek devam etmezdi. Hayır hayır seni korumak için elimden geleni yaptım. Keşke sende yapabilseydin. Daima 3 yanlış 1 doğruyu götürmüyor bazen 1 yanlışta elindekilerinin hepsini silip süpürebiliyor.

1 Ocak 2017 Pazar

Bi tane yaksam çeksem içime

Ona kalsam olmadı, e tabi yanınca yalnız yanmalı.. Delirttiler bütün insanları..

18 de buldum enişteni..
18 den bugüne değişen tek şey tarih.
Hala mı ?
Hala evet.


sen yine gönlüne göre eğlen, beni boşver benim acelem var gidiyorum geri gelemem.